Gölge Oyunlarımızdan Biri Olan Karagöz ve Hacivat Okulumuzda Bir Gösteri Sundular...
Geleneksel kültürümüzün ortaoyunu ve meddah ile birlikte en önemli köşe taşlarından biri olan gölge oyunumuz Karagöz ve Hacivat oyunları günümüzden yüz yıllarca önce ortaya çıkmış, insanları eğlendirirken düşündürmüş, zaman zaman toplumsal bilinç oluşmasında öncü bir rol oynamıştır.

Gölge oyunu ülkemize Yavuz Sultan Selim’in 1517’deki Mısır seferi sonrası 16. yüzyılda gelmiştir. Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük sultanı Tomanbay’ın asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın da görmesini arzu ederek İstanbul’a getirmesiyle gölge oyunu İstanbul’a gelmiştir.

Gölge oyunumuz Hacivat ve Karagöz bir zamanlar toplumun en önemli eğlencesiydi. Eskiden ramazan gecelerinde mutlaka ramazan eğlencesi yapılır, büyük bir sabırla beklenen iftar topu atıldıktan sonra iftariyelikler sofraya gelirdi. İftar yemeğini yiyen herkes doğruca Karagöz ve Hacivat gösterisi seyretmeye giderdi. Önce perde arkasındaki ışık yanar, nâreke zırıltısı ve tef velvelesi ile göstermelik kalktıktan sonra Hacivat Çelebi şarkı söyleyerek gelir ve "Ne olur şu dört köşe perdede bana da bir kafadar olsa ah bana bir eğlence medett aman aman..." diye Karagözü çağırmaya başlardı. Tabi herkes kahkahaları patlatırdı. Muhavere denilen Karagöz ve Hacıvat`ın atışması bittikten sonra fasıl bölümü başlardı.

Kartal Doğa Anaokulu öğrencileri de okulumuza gelen tiyatro grubunun hazırlamış olduğu Hacivat-Karagöz gösterisini izlerken hem geleneksel kültürümüzle tanışmış , hem de eğlenirken düşünmüş oldular.

02 Mayıs 2007 Çarşamba